26 Nisan 2014 Cumartesi

ACI KAYBIMIZ: DİLŞAT BURÇAK (Merhum, Prof. Dr. Rıfkı Salim BURÇAK’ın Eşi) VEFAT ETTİ...

DİLŞAT BURÇAK
(Merhum, Prof. Dr. Rıfkı Salim BURÇAK’ın Eşi)
ACI KAYBIMIZ
Erzurumlu merhum İhsan ve Ulviye Nurluoğİu’nun kızı, merhum Prof. Rıfkı Salim Burçak’ın sevgili eşi, merhum Ekrem Nurluoğlu ve merhume Necla Ekmekçioğlu, Dr. Metin Nurluoğlu ve Leyla Güllü’nün ablaları, Yalçın Burçak, Zeynep Burçak ve Zehra Öksoy’un anneleri, Prof. Dr. Dolun Öksoyve Jale Burçak’ın kayınvalildesi, Berrak-Damon, Haluk-Şerike, Hande, Osman-Eİifve Aydın’nın büyükanneleri, Alp, Doruk, Naz, Ela ve Nazın’in büyük büyük anneanneleri,
DİLŞAT BURÇAK
Hanımefendi vefat etmiştir. Merhumenin cenazesi 27 Nisan 2014 Pazar günü (yarın) Kocatepe Camii’nde kılınacak öğle namazına müteakiben Cebeci Kabristanında defnedilecektir.
Allah (CC) rahmet eylesin.
AİLESİ & DEMOKRATLAR KULÜBÜ BAŞKANLIĞI

24 Nisan 2014 Perşembe

Şair, yazar ve usta siyasetçi Ali Naili Erdem’den: "İnsan", Prof. Dr. İSA KAYACAN

Şair, yazar ve usta siyasetçi Ali Naili Erdem’den: İnsan
                           Prof. Dr. İSA KAYACAN
            Ortaya konulan araştırmalar, uzun çalışmalar sonrası netlik kazanınca, anlamlarının daha arttığını biliyor ve görüyoruz.
Şair, yazar, araştırmacı ve usta siyasetçi Ali Naili Erdem hoca, 07 Mart 2014 tarihinde Ahmet Yesevi Vakfında ‘İnsan’ konulu bir konuşma yaptı ve önemli görüşlerin otaya konuluşunu ağladı.
            Konuşmanın bütünlüğünü Ali Naili Erdem’in hatipliğiyle birleştirip bakınca, çok ciddi bir anlatımla izleyenlerin karşısına çıkılmış olduğunu görüyoruz.
Bir kere konunun araştırılması dört dörtlük bir görüntü ortaya koyuyor.
Sunuş bölümünü de aynı bakış açısıyla değerlendirirsek,ortaya çıkan Ali Naili Erdem takdiminin mükemmelliğini kabul etmek,arkasından alkışlamak durumunda kaldığımızı itiraf etmeliyiz..
Öyle de yaptık, öyle de oldu.
            Ali Naili Erdem hocanın hazırladığı 14 sayfalık konuşma metni masamda. Asırlardır konuşulan yine asırlarca konuşulmaya devam edecek insan konusundan söz ederek söze başlıyor Ali Naili Erdem. İnsanın, evrenin en karışık meselesi olduğu noktasından hareket ederek, Aleksi Carrey’in,”İnsan ki o meçhul” ve İslam’ın,”İnsan ki o mesul” görüşleri üzerinden yola çıkıyor. Sonraki sayfalarında, cümlelerinde şu görüşlere yer veriyor Ali Naili Erdem hoca:
            1-Eşref Rumi Hazretleri,”Biz evreni aşk ve dostluk üzerine yarattık” buyuruyor. Aşk ve dostluk sözcükleri sonsuz hazineleri bünyelerinde taşıyan efsunlu sözcüklerdir. Goethe, “Kinleri ancak sevgiyle yeneriz” diyor. Sevgisi olmayan hakikate ulaşamaz.
            2-Dostluk ruhun derinliklerinden gelen bir özveri ve bir sevgi kaynağıdır. Dünyamızda ender olarak rastlanır. Hazreti Yusuf’a kardeşleri bile dost olamamışlardır. Epikür, “Dostluktan daha büyük zenginlik yoktur” demiştir. Canı azizinizi aziz kıldığınız dostunuz için verebilmektir.
            3-İnsan nedir? Yüzlerce tarifi var. İslam “İnsan imandır” diye açıklıyor. Kuantum bilimsel bir izahla,”Birbiriyle sonsuz saniyede haberleşen ve etkileşen atomlardan oluşmuş varlık” diyor insan için. Her parça bütünden ayrı değildir. Parça bütünün bilgisini taşır, parçanın başına gelen bütünün başına gelir.
            4-Paskal insanın “düşünen bir kamış olduğunu” söylüyor. İslâm’da da, Hıristiyanlıkta da insan evrenin efendisidir. İnsan otuz elementten yaratılmıştır. Beynimiz ortalama on milyar sinir hücresinden yapılmıştır. Ancak bugün bile beynin tamamına girilememiştir.
            5-Aleksi Carrey’in,” İnsan ki o meçhul” saptaması devam ediyor. İnsan türü genel olarak Akdeniz ırkı, Asya ve Amerikan tipi, Habeş ve Malezya tipi ile Avustralya, Seylan tipi olarak dörde ayrılır. İnsan “Güçler karmaşasıdır” diyen Hobbs birçok düşünürü etkilemiştir.
            6-Anlaşılmaktadır ki insan, aklıyla, düşüncesiyle, gönlüyle evrende bütün canlılardan üstündür. Bu nenle de Eşrefi mahlûktur. Filozof Platon,”İnsan hem en kutsal ve hem de en kirli yaratıktır” demekten kendini alamamıştır. Gerçekte insan, bir iştahlar ve ihtiraslar bütünüdür.
            7-İnsanlığın kalbi, gözü ve nuru edeptir. Ve Allaha giden yolların hepsi edeptir. Kant ,bu gerçekten hareket ederek,”İnsan ahlak konusudur” demiştir.İslam orduları İran’ın hazinelerine ele geçirdiği zaman Hazreti Ömer,”Eyvah,eyvah bu para İslâm’ı bozacak” diyerek göz yaşı dökmüştür.
            8-İnsan yaratılışın son şaheseridir. Ve bu gerçektir ki uygarlık, insana verilen değerle ölçülür. İnsana değer veren ülkeler birinci ligde oynuyorlar. Vermeyenler devamlı küme düşmektedirler.
Tanrının beğenisini kazanan insan, özgür ve uygar olan insan'dır... 

14 Nisan 2014 Pazartesi

Kurucu Üyelerimizden Sadullah Halis Tokdemir vefat etti...

VEFAT VE TAZİYE
Aslen Gümüşhane Kelkit’li; 9 ve 10 dönem Demokrat Parti Gümüşhane Milletvekili, Ankara 14. Noteri (1963), Noterler Birliği kurucusu ve ilk Genel Başkanı; Demokratlar Kulübü Derneği Kurucusu ve kuruluş dönemi Yönetim Kurulu Üyesi Sadullah Halis Tokdemir 14 Nisan 2014 – Pazartesi günü vefat etmiştir. Cenazesi, 16 Nisan 2014-Çarşamba günü, Saat: 12.00’de TBMM önünde ifa ve icra edilecek resmi töreni müteakip; Kocatepe Camiinde kılınacak Cenaze Namazından sonra ebedi istirahatgâhına tevdi edilecektir.
*
Rahmet-i Rahman’a kavuşan sevgili ve değerli üyemiz Sadullah Halis Tokdemir’e Yüce Allah’dan rahmet; Değerli ailesi, dost, arkadaş ve yakınları ile bütün Demokrat Parti ve Demokratlar Kulübü camiasına sabırlar ve başsağlığı dileriz.
Ali Naili ERDEM
DEMOKRATLAR KULÜBÜ DERNEĞİ BAŞKANI
***
Koca Çınar da Hakka yürüdü...
Vatan ve Atatürk sevdalısı,cumhuriyetçi,demokrat,aydın,
fikir ve dava adamıydı...
Son günlerine kadar pırıl pırıl bır hafıza ve düşünce yapısına sahipti,
Ülkesi ile ilgili çok ciddi endişeleri vardı...
Maalesef çok da ümitli değildi,,,
Ancak bir mucizenin gerçekleşeceğine de inanıyordu.
Onbir ay önce D.P Konferans Salonu'nda muhteşem bir konuşma yapmıştı
Teker teker göçüp gidiyoruz..
Halis ağabeyi ve halis ağabeyleri çok arayacağız,özleyeceğiz
Makamı cennet olsun...Hepimizin başı sağ olsun...
Doç. Dr. Mehmet Özdemir
Demokratlar Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi
Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı
***
27 Mayıs 2010 günü DP Genel Merkezi’nde 14 Mayıs’ın 60 ıncı Yıldönümünü 14 Mayıs’tan 27 Mayıs’a başlıklı bir toplantı ile kutladık.
Daha sonra o günün 24 sayfalık bir dergisini yayımladık.
Konuşmacılar arasında 91 yaşında bir delikanlı vardı.
Dergide o delikanlı HALİS TOKDEMİR başlığı altında şu bilgiler var:
“Halis TOKDEMİR sözlerine başlarken 91 yaşında olduğunu vurguladı. Kelkit’te ilkokuldan mezun olduğu 1932 yılına kadar geri gitti. O tarihte Kelkit’ten ne Erzincan’a ne de il merkezi Gümüşhane’ye yol olduğunu hatırladı. İstanbul’da okumak zorunda kaldığını anlattı.
“31 yaşında DP milletvekili olarak 14 Mayıs’ta (1950) hemen sonra Ankara’ya geldiğini açıkladı.  1950 yılında Kelkit’te hala yol da yoktu eczane de.
“Halis TOKDEMİR , DP İktidarında yavaş yavaş tüm YOKların yok olduğunu ve VARlara dönüştüğünü anlattı.
“Demokrat Parti İktidarının, Türkiye’nin ihtiyaçlarını birer birer tespit ederek; yol yaptığını, ilçelere okul getirdiğini, Sağlık Merkezleri 20 yataklı – 1 doktorlu – ilaç depolu küçük bir hastane), tarıma da önem verdiğini anlattı. Bugün Türkiye’de ne varsa (örnek olarak duble yol ile İstanbul’dan Tokat’a ulaşıldığını, Tokat’tan da Kelkit’e varıldığını göstererek) bunların hepsinin Demokrat Parti tarafından başlatıldığını önemle vurguladı.
“Halis TOKDEMİR, konuşmasını tam 15 dakikada tamamladı ve çok alkışlandı.”
Halis TOKDEMİR’i saygıyla anıyor, rahmet diliyorum.
Mehmet Arif DEMİRER

10 Ocak 2014 Cuma

DEMOKRASİ "DOĞDUĞU YERDE" ANILDI!...

DEMOKRASİYE İLK ADIM!..
Demokrat Parti ve Adnan Menderes Aydın’da, "Demokrasiye Atılan ilk Adım" konferansında “8 Ocak 2014 Çarşamba” günü anıldı..
 “Adnan Menderes Demokrasi Platformu” tarafından düzenlenen konferansta konuşan Türk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı ve eski Devlet Bakanı Hasan Korkmazcan, 7 Ocak 1946 tarihinde kurulan Demokrat Parti'nin Türk siyaset tarihindeki önemini anlattı.
HASAN KORKMAZCAN & AHMET ŞERİF BAYINDIR
(DP Basın Merkezi - 08 Ocak 2013) Demokrat Parti’nin kuruluşunun 68. yıl dönümünde Adnan menderes ve Demokrat Parti Aydın’da Adnan Menderes Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen "Demokrasiye Atılan ilk Adım" konferansında anıldı. Konferansta Adnan Menderes ve partisi DP'nin siyasi ve demokrasi tarihindeki yeri ve önemi anlatıldı.
Demokrasi şehidi Adnan Menderes, doğduğu topraklarda Demokrat Parti'nin kuruluş yıldönümünde bir kez daha saygıyla anıldı. Menderes'in 7 Ocak 1946'ta kurduğu Demokrat Parti'nin Türk siyasi tarihindeki yeri ve önemi, kuruluş yıldönümünde Aydın'da düzenlenen konferansta bir kez daha gözler önüne serildi.
“DARBE, DEMOKRASİ ŞAFAĞINI KARANLIĞA GÖMDÜ”
Adnan Menderes Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen "Demokrasiye Atılan ilk Adım" konulu konferansta konuşan Türk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı ve eski Devlet Bakanı Hasan Korkmazcan, 7 Ocak 1946 tarihinde kurulan Demokrat Parti'nin Türk siyaset tarihindeki önemini anlattı. Demokrat Parti'nin kurulduğu 1946 yılının 'Demokrasinin Şafağı' olarak adlandırıldığını kaydeden Korkmazcan, şunları söyledi:
“7 Ocak 1946’da atılan demokrasi adımı tıpkı Kuvay-ı Milliye gibi, halkımızın tarih boyunca bağımsız ve egemen bir millet olarak ‘kendi iradesini devlet hayatına hakim kılma’ arzusuyla başlamıştır. Biz demokratlar 1946 Şafağı’nda yola çıktık. 1950 yılında iktidar olduk. Demokrasi şafağı maalesef 1960 darbesiyle karanlığa gömüldü. 1960 darbesi demokrasinin katledilmesidir. 1946 Şafağı’nda yola çıkanlar her zor dönemeçte yeniden fazilet yolculuğuna çıkacak enerji, umut, kuvvet ve kudrete sahip oldu.
“DEMOKRASİ SEFERBERLİĞİ BAŞLATMALIYIZ ”
“Bu eserlerimizi 21. yüzyıla da taşımamız gerekiyor. Süreç doğrul yöneltilirse, Türkiye dünya barışının sağlanmasında çok büyük bir rol üstlenecek. Türkiye; İslam dünyası ve Türki cumhuriyetlerin demokratik gelişimlerine katkı sağlıyor. İslam dünyası ve Türki cumhuriyetler dünyanın av sahası olmaktan kurtulduğunda, gerçek dünya barışı o zaman sağlanabilecektir. Türkiye; Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesine her zaman gönülden bağlı kalmıştır. İç kavgalarla kaybedecek vaktimiz yok, el birliğiyle demokrasi seferberliği başlatmalıyız..”
Konferansın açılış konuşmasını yapan Adnan Menderes Demokrasi Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şerif Bayındır, demokrasi şehidi Adnan Menderes’i doğduğu topraklarda Demokrat Parti’nin kuruluş yıldönümünde bir kez daha saygıyla andıklarını söyledi.
Adnan Menderes Demokrasi Platformu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şerif Bayındır, konuşmacı eski Bakan Hasan Korkmazcan'a plaket verdi.
Kaynak ( DP )

4 Ocak 2014 Cumartesi

DEMOKRASİNİN BAŞKENTİ AYDIN DA "DEMOKRASİYE İLK ADIM"

KURULUŞUNUN 68. YILI NEDENİYLE TARİHİ VE KADİM DEMOKRAT PARTİ HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI

            Türk siyaset tarihinde yaklaşık 200 yıl süren bunalımlı bir arayış, bir nesilden bir nesil’e ve bir şafaktan bir şafağa ümitle intikal eden bekleyişin müjdesi; 1930 yılarında bu topraklardan yükseldi. Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK tarafından keşfedilen Ali Adnan Menderes, yine Gazi’nin irade, basiret ve bekası marifetiyle önce Aydın’dan Millete Vekil (1931) ve nihayet; İlâhi takdirin zuhuru ile 7 Ocak 1946’da Cumhuriyet, Demokrasi, Adalet ve Hukuku imar ve ihya ile görevlendirildi.
İşte iki asırdır beklenen müjde bu idi.
Bu müjde Aydın topraklarında gelişti, yetişti ve büyüdü..
07 0cak 1946’da Ankara’da hayat buldu.
Tarihi ve Kadim Demokrat parti; Dört yıla varan destansı bir mücadele sonucu Türk Siyaset tarihinin en büyük halk hareketi, emsalsiz bir efsane olan Beyaz İhtilâli başardı.
14 Mayıs 1950’de doğrudan, aracısız, bağımsız ve bağlantısız olarak bizatihi millet tarafından iktidara getirildi. Hükümet oldu, devlet oldu, milletin sevgilisi, sessiz sözsüz halkın ve geniş kitlelerin sesi, sözü, aşı, aşkı, güneşi, ışığı ve ümidi oldu demokrat parti..
On yıllık iktidarı boyunca, NATO normlarına göre dünyada eşi emsali görülmemiş bir inkişaf, ilerleme, idame, ikame, sanayi, gelişme ve büyüme hareketine imza attı. On yılda 100 yıla bedel muazzam bir kalkınma hareketini gerçekleştirdi. Müzmin hale gelen işsizlik, açlık, yokluk, karne, kıtlık, hastalık; Halk partisinin istibdat dönemi ve Milli şeflik eseri olan cehalet ve sefaleti yendi. Devlet hayatı ve millet hafızasından ısrarla silinmek istenen Dini, milli, ilmi, tarihi ve kültürel değerleri ihya etti.   
Cumhuriyeti Demokrasi ile birleştirip bütünleştirmek suretiyle İnsan Hakları, Adalet Ahlâkı ve Hukuka hayat verdi. Millet iradesinde mündemiç özgür, bağımsız ve tarafsın hukuk cihazını gerçekleştirdi. Bu medeni ve muasır atılım ve açılımlar sonucu Türkiye, 1960 başında dünyanın en ileri derece ve düzeyde kalkınmış, gelişmiş, birinci sınıf ülkeleri arasın girdi.
Fakat “su uyur düşman uyumaz” misali boş durmayan haset, 11 Kasım 1938 “karşı devriminden” itibaren mütemadiyen ekilen fesat tohumlarının kıskançlık ve tefrika biçiminde hayat bulması ve nihayet, dâhili-harici, bilumum bedhahlarla vaki şer ittifakı sonucu 27 Mayıs 1960 isyanı zamanı durdurdu.
Aziz Türk milleti zarar görmesin, memleket tarumar olmasın, nahak yere kan akmasın, felâket ve dumur nedeni olmasın diye direnilmeyen; Ancak, her şeye rağmen “karşı konulmak ve direnmek istense bile” maruz kalınan alçaklık, ihanet ve kalleşlik sonucu çaresiz kalınarak, mâşeri vicdan ve kadere boyun eğilen menfur darbeyle; 10 yıl süren Asr-ı Sâadet dönemi bitti ve tekrar fetret devrine dönüldü.
Sonrası alyans gaspları, irtikap, soygun, vurgun ve işkence. Toplama kapları, Yassıda çadır tiyatroları, Amerikan uşaklığı ve malum zihniyetin hortlaması. Karanlık ve kâbus!, Çok değil, sadece üç yıl içinde iflâs eden ekonomi ve Avrupa’nın en pis, ağır, zor, iğrenç işlerinde karın tokluğuna sürünmek üzere Asil ve Aziz Türk İnsanın pazara çıkartılması..
Derken bir ucu bugüne kadar uzanan vesayet, dikta, sulta ve cunta lâneti..
Amma ve lâkin, 200 yıl Tarihi ve Kadim Demokrat Partinin umutla yolunu gözleyen Millet; O’na reva görülen alçaklık, hainlik, hunharlık ve mezalime rağmen Demokrat Parti’yi, Son Başvekil Adnan Menderes’i, Polat, Zorlu ve Namık Gedik dâhil tüm demokrasi şehitleri ile “Beyaz İhtilâl” in mimarı efsanevi kadroyu unutmadı, unutmayacak!..
Bu gün, efsaneyi doğduğu yerde, bir şafaktan bir şafağa destanlar yazdığı yerde,
Aydın’da anacak, birlikte hatırlayacak ve aziz hatıralarını ibretle terennüm edeceğiz..
Sevgili ve değerli hemşehrilerimizi bize katılmaya ve paylaşmaya davet ediyorum.
Ahmet Şerif BAYINDIR
Yönetim Kurulu Başkanı



16 Aralık 2013 Pazartesi

BİZ DEMOKRAT PARTİLİYDİK, Mehmet Necati GÜNGÖR

DEMOKRAT PARTİ
Mehmet Necati GÜNGÖR
Çocukluğumun heyecanı, (Biz Demokrat Partiliydik)
            Gençliğimin hicranı, (Zeybeğin ölümü, Menderes’in idamı)
            Olgunluğumun vefası, (DP aziz hatıra, AP onun devamı)
            Yaşlılığımın cefası… (DP misyonunun düştüğü hali seyretmek)
            Demokrat Parti. (Efsanenin çöküşü)
            Bunlar, hayatımdaki Demokrat Parti evreleri.
            Bu son evre, biz demokratlar için acıklı bir finaldir.
            Binasının kurtuluşunu bile Melih Gökçek’e borçluysak…
            Çöküş dediğin budur işte!
            Enkazına Tevfik Diker, Tansu Çiller adına talip.
            Yok mudur kurtaracak, bahtı kara maderini?
            Var birisi ama ikna edilmesi gerek.
            Devleti biliyor, milleti tanıyor, milli ve  manevi değerleri yüksek biri.
            Adını çok telaffuz ettik: İLHAN KESİCİ!
            Bir de, partinin 30 trilyon borcunu sıfırlayacak birileri.
            Rahatsız edilen iş çevreleri mesela.
            Bir çağrımız da CHP’ye:
            Gösterin Mansur’u da;
            Bir “Çökertme Havası” oynayalım Ankara’da.
            Artık parti ve ideoloji sınırları silindi.
            Atatürk ne güzel demiş:
            “Mesele vatansa, gerisi teferruattır.”
            Bayrağın suç aleti sayıldığı, (Bayrak satıcısı halâ yargılanıyor)
            İstiklal marşımızın yasaklandığı, (Erzurum vali yardımcısının son eylemi)
            Milliyetimizin sorgulandığı bir ortamda
            Tek parti “vatan”, tek ideoloji vatanseverliktir!      

2 Aralık 2013 Pazartesi

demokrasi'nin (güncel) yıldızları!..

T.C. BAŞBAKANI RECEP TAYYİP BEY ile T.C. ESKİ BAŞBAKANI MENDERES
Mehmet Arif DEMİRER
Sosyal demokrat köşe yazarlarımızın şuuraltı Menderes fobileri vardır.
Zaman zaman  Menderes aleyhinde yazılar yazarlar.
Cumhuriyet köşe yazarı Sayın Ali Sirmen (diğer tüm sosyal demokrat köşe yazarları gibi kendisine gönderilen mektuplara/epostalara vd. cevap vermez) 28.11.2013 günü Adnan Menderes’i hatırlamış, Başbakan Recep Tayyip Bey’e benzetmiş:  
“Demokrat Parti sivil darbesiyle, AKP sivil darbesi o kadar birbirine benzemekte, Menderes’in demokrasi algısıyla Tayyip Erdoğan’ın demokrasi algısı, karbon kâğıdıyla çoğaltılmış metinler gibi öylesine birbiriyle tıpatıp ayniyet arz etmekteydi…
“Dilerseniz kısaca bir göz atalım da siz kendiniz karar verin: 27 Haziran 1956 günü TBMM’de önemli bir oturum vardı. Konu, Demokrat Parti’nin muhalefet partileri mensuplarının ve derneklerin toplantı ve gösteri yürüyüşlerine kısıtlama getiren yasa tasarısıdır. İsmet İnönü ile Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu da konuşmak için adlarını yazdırmışlardır. İnönü’nün konuşması sırasında bu tasarının demokrasilerdeki hak ve özgürlüklere aykırı olduğunu söylemesi üzerine DP Sivas Milletvekili Nurettin Ertürk oturduğu yerden seslenir:
“Vatandaşın hak ve hürriyeti lafları senin ağzına yakışmıyor İsmet Paşa.”
İsmet İnönü’nün yanıtı müthiştir:
“Aramızdaki farkı bilelim, biz mutlakıyetten bugüne geldik, siz ise bugünden mutlakıyete gidiyorsunuz.”
Menderes’in 10 yılda yaptıklarını çok kısa özetleyecek (Recep Tayyip Bey ile kıyaslamayı okuyucuya bırakarak) demokrasiyi getirdiği iddia edilen İnönü ve arkadaşlarının 1960 ve 1961 yılında söylediklerini ve demokrasiden darbeye nasıl vardıklarını kanıtlayacağım:
Menderes on yıllık iktidarında; sürüncemede kalmış Anıtkabir inşaatını bitirdi, ATATÜRK’ü vatan toprağına kavuşturdu; ATATÜRK aleyhine işlenen suçlara dair kanunu (5816 sayılı) çıkardı; dini siyasete alet edenlerin cezalandırılmasına ilişkin kanunu (6187) çıkardı, CHP milletvekillerinin kırmızı oylarına rağmen;
Türkiye’yi NATO üyesi TSK’yı da dünyanın en güçlü silahlı kuvveti yaptı;
Zorlu ile birlikte Kıbrıs kördüğümünü çözerek Türk bayrak ve askerini Ada’ya geri gönderdi (bugün KKTC o sayede ayakta); devraldığı 916 milyon dolar borcu sadece 122 milyon dolar artırarak 1 milyar 38 milyon dolarda tuttu ama 8.1 milyar dolar değerinde yatırımı tamamladı ve hizmete açtı; tarımsal üretimi % 123, enerji sektörünü % 256 büyüttü, sanayide tüketilen elektrik enerjisini % 255 artırdı; 27 Mayıs’ta 2.4 milyar dolar değerinde yatırım inşa halinde idi. 300 milyon dolar değerinde Türkiye’nin o gün de bugün de en büyük yatırımı olan ERDEMİR şirketinin kuruluşunu 11 Mayıs 1960 günü Ankara 1. Noterliğinde bizzat takip etti.
İmza attığı yatırımların toplam değeri 10.8 milyar $.
26 Mart 1960 günü CHP’nin ağır topları, Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Satır, Sivas Milletveklili (Aslen Kayserili) Turhan Feyzioğlu, Malatya Milletvekili Nüvit Yetkin ve Urfa Milletvekili Atalay Akan Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde idiler. Atalay Akan, ilçe merkezi meydanında Emniyet Genel Müdürü Cemal Göktan, Kayseri Valisi Ahmet Kınık ve Yurtiçi Bölge Komutanı Kemal Çakın’a “Ben iki ay sonra İçişleri Bakanı olacağım. Sizleri emeklilik hakkınızdan mahrum edeceğim.” dedi. Olayın tanığı Yeşilhisar C. Savcısı !
4 Eylül 1961 Pazartesi. Darbeciler (38 kişilik Milli Birlik Komitesi’nin Türkeş ve arkadaşları yurtdışına sürüldükten sonra kalan 23’ü) 3 Eylül Pazar günü çıkardıkları bir kanun ile Kurucu Meclis’i zoraki tatile çıkardılar ki, 15 Eylül’de Yassıada’da ilan edilecek idam kararlarını yalnız kendileri tasdik edebilsin ve  böylelikle en büyük tutkuları olan Menderes’i darağacına gönderebilsinler. Tatile çıkan CHP Genel Başkanı Meclis’ten ayrılırken gazetecilere önemli bir açıklama yaptı, ULUS Gazetesi de 5 Eylül günü bu açıklamayı manşetten verdi:
“ASİL İHTİLALCİLER SÖZLERİNİ YERİNE GETİRDİ.”
Sayın Sirmen’den bu yazdıklarıma, bu köşede yayımlanmak üzere, bir cevap rica ediyorum. (Ankara, 02 Aralık 2013, ANAYURT)